Aug/0937
iPhone’un Pili Neden Çabuk Biter?
iPhone'un en çok eleştirilen yanlarından biri de pilinin çabuk bitmesi. Çoğumuz iPhone'u, hala bir telefon gibi gördüğümüzden, pil ömrü konusunda da diğer klasik telefonlarda olduğu gibi bir performans bekliyoruz. Laptop'larımızın pilleri 2-3 saatte bittiğinde hiçbirimiz şikayet etmez iken, iPhone'umuzun pili yarım günde bitince haklı olarak hemen kızıyoruz. Halbuki iPhone'un pil ömrü, yazının sonunda bahsedeceğimiz özel durumlar haricinde, tamamen bizim kullanımız ile ilgili.
Aslında geçen sene iPhone'un pil ömrü ile ilgili bir yazı paylaşmıştık. Fakat o yazı, arada geçen zaman içindeki yazılım güncellemeleri nedeniyle epey eski kaldı. Bu yüzden yeni bir yazı paylaşıp, pil konusunu daha güncel bir şekilde ele alalım istedik.
Herhangi mobil bir cihazda pilin çabuk bitmesine neden olan faktörleri aşağıdaki gibi 5 ana başlıkta toplayabiliriz:
a) Şarj Yöntemi ve Çevresel Faktörler
b) Kablosuz İletişim
c) Arkaplan Uygulamaları
d) Multimedya Uygulamaları
e) Yazılımsal Sorunlar
Yukarıdaki ana başlıklar iPhone'da pilin çabuk bitmesine neden olan en önemli faktörlerdir. Bu faktörleri devre dışı bıraktığımızda cihazın pil ömrü kesinlikle artar, fakat bu sefer de iPhone, iPhone olmaktan çıkar
Bu yüzden duruma ve ihtiyacımıza göre, yukarıdaki maddelerin kullanımını ve ayarını değiştirmek fayda vardır. Biz de zaten aşağıda madde madde, bu durumları açıklamaya çalıştık:
a) Şarj Yöntemi ve Çevresel Faktörler :
Hangi pili kullanıyor olursak olalım, ayda en az bir defa bir pili tamamen bitirip tam dolacak şekilde şarj etmek pil ömrünü ciddi derecede uzatmaktadır. Hatta daha iyi bir pil performansı için, her seferinde tam şarj yapmak pilimizin gün içinde daha fazla dayanmasını sağlar. Apple da kendi sitesinde, ayda bir kere tam şarjı tavsiye etmektedir.
For proper maintenance of a lithium-based battery, it’s important to keep the electrons in it moving occasionally. Be sure to go through at least one charge cycle per month (charging the battery to 100% and then completely running it down). Kaynak: http://www.apple.com/batteries/iphone.html
iPhone'da da kullanılan lityum iyon tabanlı pillerin bir dezavantajı da sıcaklıktan çok etkilenmesidir. Sıcaklık bu pillerin hem günlük performansını, hem de toplam ömrünü oldukça düşürmektedir. Bu yüzden kışın bir pilden alınan performans ile, yazın alınan performans arasında büyük fark oluşur. Özellikle 35°C nin üzerindeki sıcaklıklarda performans kaybı çok daha yüksek olmaktadır. Zaten Apple'ın sitesinde de, iPhone'un pili için gerekli sıcaklık aralığı 0°C - 35°C, ideal çalışma sıcaklığı olarak da 22°C belirtilmiştir.
To ensure iPhone maintains a safe temperature, use it in a place where the temperature is always between 0° and 35° C. Low or high-temperature conditions might temporarily shorten battery life or cause iPhone to temporarily stop working properly. Kaynak: http://support.apple.com/kb/HT1871
Zaten cihaz çok yüksek sıcaklıklara maruz kaldığında, aşağıdak ekran görüntüsündeki gibi bir mesaj çıkartmakta ve geçici olarak çalışamaz duruma gelmektedir.
Kaynak : http://support.apple.com/kb/HT2101
b) Kablosuz İletişim :
iPhone'da ve diğer mobil cihazlarda pilin çabuk bitmesine neden olan etmenlerden biri de GSM, Wi-Fi, EDGE, 3G, Bluetooth gibi kablosuz bağlantılardır. Kablo üzerinden yapılan veri transferleri, her zaman kablosuzlara göre çok daha az enerji harcanmasını sağlar. Lakin her kablosuz ağ teknolojisinin enerji tüketimi aynı değildir. Örneğin iPhone'da internet erişimi için kullanılan bağlantı şekillerinden pili en çabuk bitiren 3G'dir. EDGE bağlantısı daha az enerji kullansa da bu konuda en tasarruflusu Wi-Fi'dır.
Sinyal tam çekerken pil tüketimi minimize olur.
Fakat hangi bağlantıyı kullanırsak kullanalım hepsi için geçerli olan bir kural vardır ki "Radyo sinyali ne kadar zayıfsa, cihaz o kadar çok enerji tüketir". Yani Wi-Fi bağlantısı için kullandığımız ADSL modemden, ya da EDGE/3G bağlantısı için kullandığımız baz istasyonundan ne kadar uzaktaysak, cihazın bağlantıyı stabil ve sağlıklı tutmak için harcıyacağı enerji o kadar artacaktır.
Ülkemizde EDGE kapsama alanlarında sinyal sorunu olmaz iken, 3G her yerde çekmediği için bu sorun sık sık yaşanabilir. 3G'nin zaten yüksek pil tüketimine neden olduğunu düşünürsek, zayıf sinyalde iken bu tüketim iyice artacaktır. Benzer şekilde özellikle evimizde veya işyerimizde Wi-Fi sinyalinin tam çekmediği noktalarda Wi-Fi'yı açık tutmak da pil tüketimini arttıracaktır. Ayrıca dışarı çıktığımızda Wi-Fi bağlantısını açık bırakmak da pilin çabuk tükenmesine yol açan etmenlerden biridir. Türkiye'de hemen hemen herkesin evinde bir Wi-Fi bağlantısı olduğu için, cihazımız biz yolda yürürken sürekli yeni Wi-Fi noktalarını tarayarak gereksiz yere enerji harcayacaktır.

Özetle hiç kullanmadığımız durumlarda veya sinyalin çok zayıf olduğu yerlerde, 3G ve Wi-Fi bağlantısının kapalı tutulması önemli pil tasarrufu sağlayacaktır. Bir de eğer, "Telefon gelmese de olur, beni arayan soran da olmaz" diyorsanız, Uçak Modunu (Airplan Mode) aktif hale getirip pil süresini ciddi bir biçimde arttırabilirsiniz. Ayrıca bu yazıda paylaştığımız gibi Uçak Modunda iken Wi-Fi açılabildiği için, hem pilden tasarruf yapıp hem de internete bağlanabilirsiniz.
c) Arkaplan Uygulamaları
Push Mail : iPhone kullanıcılarının çok istemesine rağmen Apple, yüksek pil tüketimi nedeniyle App Store uygulamalarının arka planda çalışmasına izin vermemektedir. Sadece Apple'ın kendi uygulamalarından olan iPod ve Mail uygulaması arka planda çalışabilir. Özellikle mail sunucusu olarak Microsoft Exchange kullanan iPhone sahipleri, bu yazıda detaylı anlattığımız Anında İlet (Push) özelliğini aktif hale getirdiklerine pil tüketimi çok artar. Bunun nedeni de Mail uygulamasının yeni bir mesaj geldiğinde haber verebilmek için arka planda sürekli açık durması ve aktif bir internet bağlantısını sürekli açık tutmasıdır.

Eğer yeni bir mailden anında haberdar olmamız elzem değilse, Anında İlet özelliğini kapalı tutarak pilin daha uzun süre dayanmasını sağlayabiliriz. Ayrıca Anında İlet desteği olmayan POP3 gibi mail sunucularında da, yeni mail kontrol etme süresini Her saat başı gibi bir ayara çekerek de pil süresi arttırılabilir. Mailler ne kadar sık kontrol edilirse, pil o kadar çabuk bitecektir.
Push Notifications : 3.0 versiyonu ile birlikte, iPhone'un pilinin çabuk tükenmesine yol açan özelliklerden bir tanesi de bu yazıda detaylı açıkladığımız "Bildirim" (Push Notifications) özelliğidir. Apple'ın, uygulamaların arka planda çalışması yerine geliştirdiği bu teknoloji, yine de pilin çabuk bitmesine yol açmaktadır. Apple mühendislerinin açıklamasına göre arka planda çalışan bir uygulama pilin %80 daha çabuk bitmesine yol açarkeni Bildirim özelliğini kullanması durumunda bu oran %20'lere kadar düşmektedir.
Bildirim özelliğini kullanan bir App Store uygulaması, uygulama açık değilken bile bize SMS gibi mesaj yollayabilir ve bu sayede sanki arka planda çalışıyormuş gibi işlev görür. eBuddy gibi bu özelliğin gerçekten faydalı olduğu uygulamalar kullanmıyorsak, Bildirimler (Push Notifications) özelliğini tamamen kapalı tutmak pilimizin ömrünü arttıracaktır.

Gerekli gereksiz birçok uygulamanın artık bu özelliği kullanıyor olması nedeniyle, istersek bu özelliği tüm uygulamalar için tamamen kapatabilir ya da uygulama bazında tek tek kapatıp sadece istediğiniz uygulamalarda aktif hale getirebiliriz.

Son olarak, eğer kullanmıyorsak Bluetooth'un kapalı olması ve Otomatik Kilit'in 1 dakika gibi mümkün olduğu en kısa sürede devreye girmesi de pil ömrünü arttıran etmenlerdendir. Tabii cihazınızı sürekli aktif bir şekilde kullanıyorsanız ekran kilitlemenin çok bir faydası olmayacaktır. Kullanım menüsünden, son tam sarjdan sonra geçen sürede cihazınızı ne kadar kullandığınızı ne kadar bekleme modunda kaldığınızı inceleyebilirsiniz. Kullanım / Bekleme süresi ne kadar yüksek ise cihazınızı o kadar sık kullanıyorsunuz ve piliniz o kadar çabuk bitecek demektir. Ben yukarıdaki ekran görüntüsünü sabah kalkınca aldığım için bekleme süresi yüksek çıktı
Ayrıca Konum Servislerini kapatmak da pil ömrünü uzatacaktır fakat bu durumda lokasyon (GPS) bazlı uygulamalar düzgün çalışmayacaktır. (Ben bu yüzden Konum Servislerini asla kapalı tutmam. iPhone'un en önemli özelliklerinden biri olan GPS'i kullanamayacaksam hiç kullanmıyayım daha iyi
Nasıl olsa diğer özelliklerden bir sürü tasarruf yapıyorum. )
Bir de ara ara cihazı kapatıp açmak (Home+Power) da pilin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Gün içinde bazen yazılım sorunlarından dolayı bazı uygulamalar arka planda takılı kaldıkları için ekstradan pil tüketiyorlar. Cihaz resatart edilince bu uygulamalar arkaplandan otomatik olarak kalkmış oluyor. İmkanınız varsa geceleri yatmadan evvel cihazınızı bir kapatıp açın.
d) Multimedya Uygulamaları
iPhone'un pilini çabucak bitmesine neden olan etmenlerden bir tanesi de iPod, YouTube gibi multimedya uygulamalarıdır. iPhone'da video izlemek, özellikle Youtube gibi bir yandan video oynatırken bir yandan internet bağlantısı kullanan uygulamaları sık sık kullanmak, pilin çabuk bitmesine yol açmaktadır. Ayrıca benim de çok sevdiğim, internet üzerinden radyo dinleme imkanı veren uygulamalar da pilin çabuk bitmesine yol açar. (Açıkçası bu konuda önerebileceğim bir şey yok
iPhone zaten bir multimedya cihazı, bu özelliğini de ortadan kaldırınca pilin çok dayanması pek bir anlam ifade etmiyor.)
e) Yazılımsal Sorunlar
Pil ömrünü etkileyen önemli bir etmen de iPhone'un kendi yazılımıdır. Apple her yeni versiyonda bu konuda iyileştirme yapıyor olsa da, bazen önemli versiyon geçişlerinde pil tüketimi konusunda bazı önemli sorunlar çıkmaktadır. Örneğin 2.2.1'den 3.0'a geçtikten sonra bir çok kullanıcı pilin yarım günde bitmesi gibi bir sorunla karşılaştı. Ülkemizde ve yurt dışında birçok kişinin yaşadığı soruna tam olarak resmi bir çözüm çıkmadıysa da, bu sorunu yaşayan bir çok kullanıcı cihazlarını sıfırlayarak (restore) sorunu giderdiler. Fakat restore sonrası backup'tan dönüş yapanları sorunları tekrar ortaya çıktı. Bu yüzden restore sonrası backup'tan dönüş yapmadan tüm ayarları sıfırdan yapmak gerektiği belirtildi çeşitli forumlarda. Tabii bu da Adres Defterinin (Rehber) Outlook veya Windows Adres Defterinden tekrar senkronize edilerek cihaza yüklenmesi, mail ayarlarının tekrar yapılması, uygulamaların, müziklerin tekrar senkronize edilmesi gibi bir sürü iş çıkardı kullanıcılara.
Ayrıca Apple henüz resmen yayınlamadığı, sadece geliştiricelere test etmeleri için dağıttığı 3.1 versiyonunda pil ile ilgili iyileştirmeler yaptı. Lakin bu iyileştirmeler ilk nesil iPhone'ları (2G) değil sadece iPhone 3G ve 3GS'leri etkiliyor.
Bir de yazıyı yazarken atladığım sonrada aklıma gelen birkaç özelliği daha paylaşmakta fayda görüyorum. iPhone'un ekran parlaklığını istediğimiz şekilde ayarlayabiliyoruz. Ben genelde yüksek parlaklıkta kullanmayı seviyorum fakat bu da doğal olarak pilin daha çabuk bitmesine neden oluyor. Eğer siz rahatsız olmuyorsanız bu ayarı kısarak pilden tasarruf edebilirsiniz.

Sonuç
iPhone'un yetenekleri arttıkça pil hep sorun olmaya devam edecek. Çünkü pil teknolojisinde henüz büyük bir değişiklik yok. Olsa bile mevcut cihazlara uygulanabilecek kadar ekonomik değil. Sanırım iPhone kullanıcıları, Apple'ın neden iPhone'a her özelliği koymadığını şimdi daha iyi anlamışlardır. Her yeni önemli özellik, pilin daha çabuk bitmesine neden oluyor. iPhone'un aynı anda hem ucuz, hem hafif, hem küçük, hem çok yetenekli, hem çok kullanışlı olmasına imkan yok. Her bir getirinin, başka bir noktada götürüsü oluyor. Ayrıca pil sadece iPhone'da değil, rakibi konumundaki tüm akıllı telefonlarda bir problem. Örneğin iPhone'un en ciddi rakibi olarak lanse edilen Palm Pre'nin kullanıcıları da, en çok pil ömründen şikayetçi.
Kısaca cihazın pilinde radikal bir gelişme olmadığı sürece, iPhone'umuzu sık sık şarj etmeye mahkumuz
Kaynaklar:
http://www.apple.com/batteries/iphone.html
http://www.apple.com/iphone/battery.html
http://www.apple.com/batteries/
Jun/091
Word Magic ile İngilizce Pratiği
Şimdiki çocuklar çok daha şanslı. Benim zamanımda ingilizce, en erken ortaokul çağında öğretilmeye başlanıyordu. Şimdilerde ise ana okulu döneminde başlıyor. Fakat yabancı dil çok nankör olduğu için ara verildiği an (özellikle kelimeler) hemen unutuluyor. Bu sene ilkokul bire giden benim ufaklık için App Store'da eğitici birşeyler ararken, Word Magic ismindeki çok güzel bir ingilizce kelime oyununa denk geldim ve sizinle paylaşmadan edemedim.
Word Magic, veritabanındaki 97 adet basit ingilizce kelimeyi, resimleri ile birlikte ekranda rastgele gösterip ve telaffuz edip eksik harfi tamamlamızı isteyen çok basit bir uygulama. Özellikle ingilizce kelimeleri yeni öğrenmeye başlayan çocuklar için oldukça çok öğretici.
Uygulamanın ana menüsünün en altında bulunan seçenekler eksik harflerin kelimenin başında mı, ortasında mı yoksa sonunda mı olacağını belirlememize yarıyor. Sağ alt köşedeki ayar seçeneği ile de zorluk derecesi (Level), oyun sesleri (Sound) gibi ayarları değiştirebiliyoruz.
Benim oğlan oyunu çok sevdi ve tüm kelimeler tekrar etmeye başlayıncaya kadar sıkılmadan oynadı. Bir çok kelimeye önceden bildiği için çok zorlanmadı ama yeni gördüğü kelimeleri de telefuzdan tahmin edebildi.
Word Magic, çocukların özellikle yaz tatilinde pratik yapmaları için güzel bir uygulama. İncelediğim kadarı ile de her güncelleme de yeni kelimeler ekleniyor. Word Magic'i App Store'dan aşağıdaki linki kullanarak 0.99$'a satın alabilirsiniz. Bu arada uygulamayı çalıştırabilmek için iPhone'umuzun versiyonunun en az 2.2 olması gerekiyor.
Bu arada Word Magic'i geliştiren Anusen.com'un çocuklar için geliştirdiği başka iPhone uygulamaları daha var. App Store'da "anusen.com" şeklinde arama yaparak ya da web sitesini ziyaret ederek diğer uygulamalarına göz atabilirsiniz.
Bu uygulamalar içerisindeki, toplama, çıkarma, çarpma, bölme pratiği yaptıran Math Magic uygulamasını da tavsiye ederim.
May/092
IP Vision ile IP Kameralarınızı İzleyin
iPhone'dan IP kameralarını izleme imkanı veren uygulamaların tanıtımını aslında ilk olarak 3-4 ay evvel yapmaya niyetlenmiş, fakat App Store'da ne kadar uygulama varsa indirmeme rağmen hiç birinden memnun kalmamıştım. Bunun başlıca sebebi de Apple'ın uygulama geliştiricilere sunduğu Uygulama Geliştirme Kiti'nin (SDK) içinde, "streaming" diye tabir edilen ve sürekli akan video yayınlarını göstermeye yarayan gerekli kütüphanelerin bulunmayışıydı.
O zamandan bu zamana hala çok fazla bir gelişme olmamasına rağmen bu konuda bence en iyisi olan IP Vision isimli uygulamayı tanıtayım istedim. Fakat tanıtıma geçmeden evvel aşağıda bahsedeceğim kavramların ve uygulamaların, IP tabanlı diye tabir edilen bir bilgisayara ihtiyaç duymadan tek başlarına yayın yapan kablosuz veya kablolu (ethernet) kameralar ile ilgili olduğunu belirtmeliyim. Çünkü bilgisayarımıza USB'den bağladığımız Web Cam'lere erişim için, daha evvel tanıttığımız Orb Live gibi uygulamalar kullanılıyor.
Maalesef IP Vision gibi uygulamalar da tüm IP Kamera'lara erişemiyor. Çünkü IP Kameralar çok çeşitli standartlarda (HTTP, RTSP, MMS, MJPEG, vs.) yayın yapıyor ve iPhone'da da bu yayınların genelde çok azı destekleniyor. Dolayısıyla bizim de IP Kamera alırken veya bağlanırken kameranın MJPEG (Motion JPEG) formatını destekliyor olduğundan emin olmamız gerekiyor. Kaldı ki artık satılan tüm IP Kameralar MJPEG formatını destekliyor.
IP Vision'ı çalıştırır çalıştırmaz ilk yapmamız gereken iPhone'umuzla aynı Wi-Fi ağındaki kameranın IP'sini tanıtmak. Bunun için de ilk olarak açılış ekranının sağ üst köşesindeki video kamerası şeklindeke seçeneğe tıklıyoruz. Ardından açılan ekranda da daha evvel eklediğimiz kameralar listeleniyor. Yeni bir kamera eklemek için de önce sağ üst köşedeki "Edit" (Düzenle) seçeneğine tıklıyoruz. Ardından da aynı ekranda görünür olan "Add camera" (Kamera Ekle) seçeneğine tıklıyoruz.
Bu sefer karşımıza gelen "Camera Settings" (Kamera Ayarları) ekranında da öncelikle Name alanını doldurarak kameramıza bir isim veriyoruz. Ardından da Host alanına kameramızın IP'sini giriyoruz. Genelde bu IP'ler 192.168.2.x formatındadır.. Eğer kamerada şifre de varsa Username (kullanıcı adı) ve Password (şifre) alanlarını da dolduruyoruz. Son olarak da genelde kullanıcıların en zorlandıkları alan olan Path seçeneğine tıklıyoruz.
Maalesef her farklı marka ve model'de bu path değeri değiştiği için bu alana (MPEG4 or MJPEG or JPG video path) yazılacakları bulmak zor olabiliyor. Gerçi uygulama piyasadaki çok popüler kameraları listeleyip bu değerin otomatik olmasını sağlasa da, benim bu yazıyı hazırlarken kullandığım Orite NW100N kamerası için hazır bir değer olmuyor. Bu tip durumlarda internette biraz araştırma yaparak ilgili path'i bulup manuel olarak girmemiz gerekiyor. Örneğin Orite NW100N için bu değer /stream.jpg , D-Link marka kameralar için /cgi-bin/video.jpg . Bu ayarlar dışındaki tüm ayarları da aynen bırakıyoruz.
Bu ekranda path'i ayarladıktan sonra da sağ üst köşedeki "Save" seçeneğine tıklayarak ayarları kaydediyoruz, ardından döndüğümüz bir önceki ekranda da yine "Save" seçeneğine tıklayarak kamera kayıt işlemini tamamlıyoruz ve son olarak da kamera listesi ekranındaki "Done" seçeneğine tıklayarak ilk ekrana dönüyoruz. Artık bu ekranda kamera yayınını görebiliyor olmamız lazım.
Yukarıdaki ekran görüntüsünde olduğu gibi IP Vision yatay kamera görüntüsünü destekliyor. Ayrıca ana ekranda sol üst köşedeki "i" seçeneğine tıkladığımızda karşımıza çıkan menüdeki "Settings" ekranından, ana ekranda 3 kamera görüntüsünün birden gözükmesini sağlayabiliyoruz. Bunun için tek yapmamız gereken bu menüdeki "Single image" (Tek görüntü) seçeneğini kapatmak.
Tabii uygulamayı test ederken elimde 3 adet kamera olmadığı için diğer iki tanesini internetteki halka açık yayınlardan kullandım:
http://webcam.st-malo.com/axis-cgi/mjpg/video.cgi?resolution=352x288
http://128.177.29.248/axis-cgi/mjpg/video.cgi?camera=&resolution=320x240
Gerçi bir çoğu çalışmasa de bu linkte bu şekilde bir sürü kamera adresi mevcut. Test yapmak için kullanabilirsiniz. Her ne kadar bu yazıda IP Vision'ı yüzeysel olarak anlattıysak da diğer uygulamalar da benzer mantıkla çalışmaktadır. iTunes'ta "IP cam" yazarak arattığınızda zaten karşınıza bir çok uygulama çıkacaktır.
Eğer evinizde veya iş yerinizde IP Kamera var ve iPhone'unuzdan takip etmek istiyorsanız App Store'da 7.99$'a satılan IP Vision kesinlikle işinizi görecektir.
Önemli Not: Yukarıdaki konfigürasyon, kameranın ve iPhone'un aynı ağda olduğu varsayılarak anlatılmıştır. İş yerinizdeyken evdeki kameraya direk erişemezsiniz ADSL Modem'iniz güvenlik nedeniyle erişimi kısıtladığı için. Bunun için modeminizde dışardan gelecek istekleri kameraya yönlendirecek şekilde ayar yapmanız gerekir ki bu da "Port Forwarding" ismindeki epey teknik bir konudur. Yine de bilgi almak isterseniz bu linke bir gözatabilirsiniz. Lütfen bu konuyla ilgili sorun yaşarsanız yazının en altındaki yorum kısmını kullanarak yardım istemekten çekinmeyin.















